Tags

, ,

 

… bunları yazarken gözyaşları boğazıma diziliyor. Artık kızamıyorum. Neden bu sınavlardan geçtiğimi, neden kasılmış olarak yaşadığımı bile sorgulayamıyorum. Varoluş bende böyle bir şekil almış, ne yapabilirim ki? Bana sorulmadı, başkalarına da sorulmadı. Ben dediğim şey böyle olmuş, oluyor, başka şeyler de oluyor, hayat akıyor. İçimi yakan, çenemi acıtan öfke, acı, isyan neye, bilmiyorum. Neden kürek kemiklerimin arasında ve altında bir şeyler beni hıçkıra hıçkıra ağlatıyor, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, buradan başka yerlere gideceğim, yolu yürümeye devam edeceğim.

Geldiğim yere bakıyorum. İnancım tazeleniyor. Bir yıl içinde dönüşebiliyorsam, yaşam boyu yapamayacağım şey yoktur, diye düşünüyorum. Çocukken parende bile atamamış olan ben, kafa duruşuna çıkıyorum. Esnek insanları kıskanmıştım hep, ama şimdi kaskatı bedenime şükran duyuyorum. Öğrenmek için bu hale geldiğimi biliyorum. Zihnimin anlayamadığını, bedenim olabilecek en zor yollardan birinden algılatıyor bana. Başka yolu yokmuş, yaşadıkça anlıyorum. Ve başkalarını bacaklarını açıp şap diye hanumanasanaya otururken ben acı çekiyorum ve kendimle yüzleşiyorum her an, her an omuzlarımdaki yükle baş başayım. Elif İşcan’ın dediği gibi, bu öfke, bu yük, tüm bu zorluklar beni dönüştürmek için var. Artık anlıyorum bunu ve bedenimin her kapalı kasını, kilitli eklemini, acıyan, gerilen, bağıran her yerini seviyorum, çok seviyorum. Biliyorum ben onları sevince açılıyor, gevşiyor ve bana daha huzurlu, daha enerjili bir hayat veriyorlar.

Neden bazı insanlar için yoga da, hayat da kolay; neden benim her şeyim bu kadar zor olmak zorunda, bilmiyorum.

Hayata bırakıyorum.

Bırakıyorum.

Hafifliyorum.